Her çiftin kendine özel günleri vardır: evlilik yıldönümü, tanışma yıldönümü, nişanlanma yıldönümü… Dünya üzerindeki bütün çiftlerin bir günü aynı anda kendi günleriymiş gibi kutlamasında, aleleacele alışveriş merkezlerine koşulup en pahalı hediyelerin yağmalanmasında bir terslik yok mu sizce? Nasıl? Kapitalizm mi dediniz?…

Beğendiniz mi? Paylaşın...
(…)
çok şükür, çok şükür
bugünleri de gördüm
ölsem gam yemem gayrinin
resmini yapabilir misin üstad?
Nişan yüzüğünün içinde yazan bir isim kadar yakınken bana, nereye, nerelere de gitsen, hiç uzak olur musun? İyi ki varsın, doğumgünün değil de bugün, olsun, sen iyi ki doğdun, iyi ki doğdun da mutluluğun resmine katıldın düdük magarnam!

Beğendiniz mi? Paylaşın...
Bazen kendimizi depderin bir boşluğun içine düşmüş gibi, yapayalnız hissederiz… Nereye baksak, nereye gitsek, öyle bir ateş öyle bir ateş ki, sonu hep yalnızlık… Turuncu bir battaniyenin içine girip elimizde bir kupa sıcak çikolata, öylesine bir nefes alıp verişi sürdürür sadece susarız. Sonrasında atlayıp kırmızı arabamıza, vurup da kendimizi yollara, direksiyona vura vura şarkı söyleriz bağıra çağıra. Yalnızlık böyle atlatılır belki. Belki şu anda olması gereken budur. Başka bir yerlerde, bizim yokluğumuzda hayat devam ederken, bize de inadına hayat durmuş gibi gelirken… Artık her şey çok güzel olacak laflarına kulaklarımızı tıkamışken…
Sadece güzel birkaç sözün yokluğunda… Yüklemsiz, devrik cümlelerim var benim… Makyajı akmasın diye ağlamayan bir kadın gibi, bahanelerim…

“Leylaklar açmış, gördün mü?
Dağlardan bahar inmiş duydun mu?
Karanlıklar içinde bir ışık var, MOR MOR MOR leylaklar!!”
Beğendiniz mi? Paylaşın...
Son Yorumlar