Bizim zamanımızda yazlık sinemalar vardı…

Eski zamanlardı. Gençler, işlerinden güçlerinden çıkıp uygun bir yerlerde buluşur, sonra da açık hava sinemalarının yolunu tutarlardı. Şimdiki kapalı sinemaların cansızlığı yoktu oralarda. Film izlenirken püfür püfür esen rüzgâr yüzünüze vurur, bir de serin bir yaz akşamına denk geldiyseniz keyfinize keyif katardı. Zifiri karanlıkta izleyemezdiniz filmleri çünkü ayın ışığını kapatmak imkânsızdı. Çok da güzel olurdu… Sevdiğinizle yazlık sinemaya gider, ara ara sağınıza dönüp onun yüzünü görebilirdiniz bu sayede. Hiç sevmediğiniz bir film bile olsa perdeye yansıtılan, sevdiğinizin onu seviyor olmasıydı önemli olan. Böyle güzellik nerede şimdiki sinemalarda?

Heyecanlanırdık Buy hytrin online sinemaya giderken. Hele bir de “her”şeyim dediğinizle tanıştığınız akşamın yıldönümüyse o yazlık sinema gecesi, daha bir başka keyifli olurdu. Filmden önce oturup sohbet edilir, film arasında bir şeyler içilirdi. Hiç sevmediğiniz bir film bile olsa perdeye yansıtılan, sevdiğinizin onu seviyor olmasıydı önemli olan.

Film biterdi, güler yüzle çimenlerin üzerinden geçerek eve doğru yürünürdü. Filmi oynatan makinistler bile kibardı. “Nasılsınız?” ya da “İyi akşamlar efendim” demesini bilirler, filmin ikinci yarısının ne zaman başlayacağını söyleyip ufak bir yürüyüş yapabileceğiniz tavsiyesinde bulunurlardı. Gerçi bazen umurunuzda olmazdı filmin ne zaman başlayacağı. Derdiniz film olmazdı çünkü. Hiç sevmediğiniz bir film bile olsa perdeye yansıtılan, sevdiğinizin onu seviyor olmasıydı önemli olan…

Bir ömür dolusu, hep mutlu anlara olsun!

Buy glucotrol />

80′lerin çocuğu olmak

Süper Baba’nın müziğini flütle çaldıysan,
SHOW TV’nin “Dıp dıbı dıp dıp dıbı dıp dıp” müziğini hala hatırlıyorsan,
Bizimkiler dizisi ertesi gün okul oldugunu sana bir süreliğine unutturduysa eğer,
Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunda hala yarın okul varmış ve az sonra ailen seni zorla yatağa gönderecekmiş gibi hissediyorsan,
Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama duyduğun hayranlık hala içinde bir yerlerde yaşıyorsa,
Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsan,
Zamanında Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağından bir süreliğine uzaklaştıysan,
Apartmanın zillerine ve taksi diafonuna basıp kaçmanın müthiş bir yaramazlık olduğunu düşünüyorsan,
Ayakkabının üstüne takılan dört tekerlekli patenlerden sonra Roller Blade’ler sana büyüleyici geldiyse,
Bakkala gönderilmenin en güzel yanını, küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmak olarak hatırlıyorsan,
Atari’deki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala aklın ermediyse,
Bayram harçlıklarıyla aldığın ilk şeylerden biri Kinder sürpriz yumurtaysa,
Kasete kayıt yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla ya da küçük kapıt parçalarıyla kapatılmasi gerektiğini öğrendiğin gün hissettiklerini hala hatırlıyorsan,
Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum’un birer klasik olmadığı günleri yaşadıysan,

Get the Flash Player to see this content.

Sokakta arkadaşlarınla oynarken annenin balkondan seni eve çağırdığı oyunları ne Pokemon’a ne de Power Rangers’a değişmezsen,
Yonca Evcimik’in ortaya çıkışını dün gibi hatırlıyor ve Tarkan’ın “Kıl oldum abi”sini ezbere biliyorsan,
Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysan,
Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsan,
Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın önemini hala biliyorsan,
“Bir Başka Gece” çocukluk hayatındaki en görkemli şovsa,
Seden Gürel’in neden öyle giyindiğini yeni yeni sorguluyorsan,
Biraz antremanla hala Tetris’i süper hızda oynayabilirim diyorsan,
Zamanında ezbere bildiğin bir ICQ numaran varsa,
Walkman’in pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsan,
Harçlıkları teknolojiye değil de kokulu silgiye, deftere, kaleme yatırmışsan,
Sulugöz’ü düşününce bile ağzın sulanıyorsa,
“Hey Corç versene borç” denince cevabı hemen yapıştırabiliyorsan,
Macarena abilify dansını yapabiliyorsan,
Telefonların jetonla çalıştığı günleri hatırlıyorsan,
İstop diye bağırıp renk yakalamaya çalıştığınız oyunun sihirli kelimesinin aslında “stop” olduğunu çok geç anladıysan,
Saçları renkli ve uzun patlak gözleri olan çirkin trollere para verdiysen,
Capri Sun reklamı ve melodisini hatırlıyorsan,
Mc Donalds’a gitmek için ailenize yalvardıysan,
Olacak O Kadar, Yasemin’in Penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç vb. gibi programları izlediysen,
Lambada’nın müziği şu anda kafanın içinde canlanabiliyorsa,
Gençlik hayalin Beverly Hills’teki havuzlu arabalarsa,
Uhuyla oynamanın zevkini tattıysan,
Ve…
Bunların hepsini okurken bazen gülüp bazen duygulandıysan…
Sen de bizdensin ve “üzgünüm ama” yaşlanıyorsun :)