Seninle kolkola girip tezahürat yapmak istiyorum. Yenilince bildiğim bütün küfürleri uyarmana rağmen kullanmak istiyorum. Yenince ilk günkü gibi sana sarılmak için bahanem olsun diye sevinmek istiyorum. Sen ağladığında içime saplanan o acıyı hissedip – gariptir ama – varlığına şükretmek istiyorum. Herşeye rağmen deyip gözlerine bakmak istiyorum. Hep kaçmak hep sana dönmek istiyorum. Kimsenin anlayamadığı ve de hiç anlayamayacağı konuşmalar yapmak istiyorum. Herkese inat şiirler okuyup kınanmak istiyorum. Dinlediğim bütün şarkılara senin ismini vermek, sonra sana geri yollamak istiyorum. Anlamlar çıkarmak istiyorum, bunları sadece ben bilmek, kendi kendime sevinmek Buy aceon istiyorum. Keşke bir not defterim olsaydı da sensiz olduğum her anı yazsaydım diyorum. Rakı kadehimi senin doldurmanı istiyorum. Senin elinden içince sarhoş oluyorum çünkü. Beni bir hıçkırık tutsun istiyorum, öyle bir hıçkırık ki bir daha ben sarhoş değilim diyemeyeyim :). Şarap kadehine her dolduruşunda o öyle çok mu doldurulur görgüsüz demek istiyorum, seni sinirlendirmek, içimden de kıs kıs gülmek istiyorum. İşkembe çorbama her sirke koyuşunda aha çok koydu yine diye korkmak ama ilk kaşıkta oo süper deyip rahatlamak istiyorum. Hiç gidemesek de ada tatili planları yapmak istiyorum.
Şimdiye kadar seni kırdığım her an için binlerce özür dilemek istiyorum. Bütün zorlukları beraber atlattığımız ve hala yanımda olduğun için mutlu olup sarılmak istiyorum. Gerçekleri duyurmak için bağırmama gerek olmadığını, fısıldamamamın yeterli olduğunu bildiğimi bilmeni istiyorum. Bu cümleyi okurken otomatikman tashih yapıp değişen surat ifadeni görmek istiyorum. Görmeme gerek olmadığını biliyorum…
Seninle dönmeyeceğimiz bir yer beğenmek istiyorum, başka türlüsü güç çünkü. Belki de ben beğendim o yeri, sen biliyorsun, savruk gelin ya da yaramaz torunun bir kenara attığı kavanoz. Toprak belki de. Belki de son nefesim. Bilmiyorum. Ama seninle gittiğim yerden dönemeyeceğimi çok iyi biliyorum.
Aslında hiç gitmediğini biliyorum. Yastığımdasın, gel hadi göğe bakalım.

Güldünya; Bitlis’te amcasının oğlunun tecavüzüne uğrayarak hamile kaldıktan sonra töre korkusuyla annesi ve babası tarafından İstanbul’a gönderildi. Ancak eski bir tanıdıklarının yanına gönderilen genç kadını takip eden iki erkek kardeşi Güldünya’yı yol ortasında kurşunladılar. Hastaneye kaldırılan genç kadının hâlâ yaşadığını haber alan iki genç, olaydan 12 saat işlerini şansa (!) bırakmadılar ve sonra bir kez daha harekete geçerek öldürücü darbeyi hastane odasında vurdular.
Son Yorumlar