Ben

İki hafta oldu… Elime ne zaman kağıt kalem alsam, dökemedim içimdekileri, konuşmak istedim birileriyle, anlamazlardı, sustum. Sensiz geçirdiğim her anı bir fotoğraf gibi kaydediyorum günlüğüme, yoksun… Ne yedin bugün ya da ne yiyeceksin, onu düşünüyorum. İştahım kaçıyor düşündükçe, bilirsin öyle de zor kaçar ki iştahım, yokluğunu yutkunuyorum. Konuşamıyorum, sadece hissediyorum. Hem beni hissediyorum sensiz, hem seni. Öyle de zor ki… Gelse şimdi yanıma diyorum, ayaklarını bile yıkarım, bi anlık konfor hissetsin yeter ki. Sözler veriyorum kendime, yaptığım aptallıklar için özür diliyorum binlerce. Sen duymuyorsun düşündüklerimi bir ben biliyorum. Ne yeminler ediyorum ah bir bilsen. Çok kızarsın farkındayım,iki pakete çıktı sigaram. 

Seni öyle seviyorum, öyle seviyorum ki, yokluğuna alışamıyorum.

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us

Ne yapalım?

Yepyeni bir sayfa hayatımızda; ama öyle böyle değil yeniliği. “Koğuş kalk!” diye başlayan, kontörlü telefonlarda bekleyeceğim kuyruklarla sürecek, zorluklarla değerlencek ve sabırla çevrilecek bir sayfa. Bu sayfanın beni korkutmamasının en büyük sebebi “sen”sin. Varlığın ve her zaman hissettirdiğin desteğin, yıllarca kafanı şişirmemi sağlayacak bu zor dönemin, revire gitmeme gerek kalmadan kullanabileceğim tek ilacı olacak :) Bunu bildiğimi ve buna çok değer verdiğimi bil.

Bu “ilginç” sayfa da sona erdiğinde hem kıymetimiz, hem bağlılığımız, hem sabrımız, hem de birbirimize sahip çıkma şiddetimiz artacak.

Senden tek isteğim var…

O gün; şimdiye kadar hiç göstermediğin kadar güzel olan, en huzurlu, en güzel gülüşünle karşıla beni.
O güne kadar üzüldükçe gülümseyerek diyelim ki: “Ne yapalım?”

Ne yapsak dönüp dolaşıp bize geliyoruz,
Avuçlarımızda ateş, gözlerimizde tatlı bir sitem.
Ve hep o şarkı dudaklarımızda belli belirsiz;
Ne yapsak, ne söylesem, ne söylesen…
Nereye varsak yangınımız da orada;
O sevmek, o alevler, o cehennem.
Baksana, küllerim savruluyor gök”yüzün”e,
Haydi söyle… Ne yapalım? Göğe bakalım…

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us

Göğe bakalım

Seninle kolkola girip tezahürat yapmak istiyorum. Yenilince bildiğim bütün küfürleri uyarmana rağmen kullanmak istiyorum. Yenince ilk günkü gibi sana sarılmak için bahanem olsun diye sevinmek istiyorum. Sen ağladığında içime saplanan o acıyı hissedip – gariptir ama – varlığına şükretmek istiyorum. Herşeye rağmen deyip gözlerine bakmak istiyorum. Hep kaçmak hep sana dönmek istiyorum. Kimsenin anlayamadığı ve de hiç anlayamayacağı konuşmalar yapmak istiyorum. Herkese inat şiirler okuyup kınanmak istiyorum. Dinlediğim bütün şarkılara senin ismini vermek, sonra sana geri yollamak istiyorum. Anlamlar çıkarmak istiyorum, bunları sadece ben bilmek, kendi kendime sevinmek istiyorum. Keşke bir not defterim olsaydı da sensiz olduğum her anı yazsaydım diyorum. Rakı kadehimi senin doldurmanı istiyorum. Senin elinden içince sarhoş oluyorum çünkü. Beni bir hıçkırık tutsun istiyorum, öyle bir hıçkırık ki bir daha ben sarhoş değilim diyemeyeyim :).  Şarap kadehine her dolduruşunda o öyle çok mu doldurulur görgüsüz demek istiyorum, seni sinirlendirmek, içimden de kıs kıs gülmek istiyorum. İşkembe çorbama her sirke koyuşunda aha çok koydu yine diye korkmak ama ilk kaşıkta oo süper deyip rahatlamak istiyorum. Hiç gidemesek de ada tatili planları yapmak istiyorum. 

Şimdiye kadar seni kırdığım her an için binlerce özür dilemek istiyorum. Bütün zorlukları beraber atlattığımız ve hala yanımda olduğun için mutlu olup sarılmak istiyorum. Gerçekleri duyurmak için bağırmama gerek olmadığını, fısıldamamamın yeterli olduğunu bildiğimi bilmeni istiyorum. Bu cümleyi okurken otomatikman tashih yapıp değişen surat ifadeni görmek istiyorum. Görmeme gerek olmadığını biliyorum…

Seninle dönmeyeceğimiz bir yer beğenmek istiyorum, başka türlüsü güç çünkü. Belki de ben beğendim o yeri, sen biliyorsun, savruk gelin ya da yaramaz torunun bir kenara attığı kavanoz. Toprak belki de. Belki de son nefesim. Bilmiyorum. Ama seninle gittiğim yerden dönemeyeceğimi çok iyi biliyorum. 

Aslında hiç gitmediğini biliyorum. Yastığımdasın, gel hadi göğe bakalım.

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us