Bizim zamanımızda yazlık sinemalar vardı…

Eski zamanlardı. Gençler, işlerinden güçlerinden çıkıp uygun bir yerlerde buluşur, sonra da açık hava sinemalarının yolunu tutarlardı. Şimdiki kapalı sinemaların cansızlığı yoktu oralarda. Film izlenirken püfür püfür esen rüzgâr yüzünüze vurur, bir de serin bir yaz akşamına denk geldiyseniz keyfinize keyif katardı. Zifiri karanlıkta izleyemezdiniz filmleri çünkü ayın ışığını kapatmak imkânsızdı. Çok da güzel olurdu… Sevdiğinizle yazlık sinemaya gider, ara ara sağınıza dönüp onun yüzünü görebilirdiniz bu sayede. Hiç sevmediğiniz bir film bile olsa perdeye yansıtılan, sevdiğinizin onu seviyor olmasıydı önemli olan. Böyle güzellik nerede şimdiki sinemalarda?

Heyecanlanırdık sinemaya giderken. Hele bir de “her”şeyim dediğinizle tanıştığınız akşamın yıldönümüyse o yazlık sinema gecesi, daha bir başka keyifli olurdu. Filmden önce oturup sohbet edilir, film arasında bir şeyler içilirdi. Hiç sevmediğiniz bir film bile olsa perdeye yansıtılan, sevdiğinizin onu seviyor olmasıydı önemli olan.

Film biterdi, güler yüzle çimenlerin üzerinden geçerek eve doğru yürünürdü. Filmi oynatan makinistler bile kibardı. “Nasılsınız?” ya da “İyi akşamlar efendim” demesini bilirler, filmin ikinci yarısının ne zaman başlayacağını söyleyip ufak bir yürüyüş yapabileceğiniz tavsiyesinde bulunurlardı. Gerçi bazen umurunuzda olmazdı filmin ne zaman başlayacağı. Derdiniz film olmazdı çünkü. Hiç sevmediğiniz bir film bile olsa perdeye yansıtılan, sevdiğinizin onu seviyor olmasıydı önemli olan…

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us

Bir ömür dolusu, hep mutlu anlara olsun!

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us