80′lerin çocuğu olmak

Süper Baba’nın müziğini flütle çaldıysan,
SHOW TV’nin “Dıp dıbı dıp dıp dıbı dıp dıp” müziğini hala hatırlıyorsan,
Bizimkiler dizisi ertesi gün okul oldugunu sana bir süreliğine unutturduysa eğer,
Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunda hala yarın okul varmış ve az sonra ailen seni zorla yatağa gönderecekmiş gibi hissediyorsan,
Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama duyduğun hayranlık hala içinde bir yerlerde yaşıyorsa,
Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsan,
Zamanında Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağından bir süreliğine uzaklaştıysan,
Apartmanın zillerine ve taksi diafonuna basıp kaçmanın müthiş bir yaramazlık olduğunu düşünüyorsan,
Ayakkabının üstüne takılan dört tekerlekli patenlerden sonra Roller Blade’ler sana büyüleyici geldiyse,
Bakkala gönderilmenin en güzel yanını, küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmak olarak hatırlıyorsan,
Atari’deki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala aklın ermediyse,
Bayram harçlıklarıyla aldığın ilk şeylerden biri Kinder sürpriz yumurtaysa,
Kasete kayıt yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla ya da küçük kapıt parçalarıyla kapatılmasi gerektiğini öğrendiğin gün hissettiklerini hala hatırlıyorsan,
Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum’un birer klasik olmadığı günleri yaşadıysan,

Get the Flash Player to see this player.

Sokakta arkadaşlarınla oynarken annenin balkondan seni eve çağırdığı oyunları ne Pokemon’a ne de Power Rangers’a değişmezsen,
Yonca Evcimik’in ortaya çıkışını dün gibi hatırlıyor ve Tarkan’ın “Kıl oldum abi”sini ezbere biliyorsan,
Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysan,
Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsan,
Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın önemini hala biliyorsan,
“Bir Başka Gece” çocukluk hayatındaki en görkemli şovsa,
Seden Gürel’in neden öyle giyindiğini yeni yeni sorguluyorsan,
Biraz antremanla hala Tetris’i süper hızda oynayabilirim diyorsan,
Zamanında ezbere bildiğin bir ICQ numaran varsa,
Walkman’in pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsan,
Harçlıkları teknolojiye değil de kokulu silgiye, deftere, kaleme yatırmışsan,
Sulugöz’ü düşününce bile ağzın sulanıyorsa,
“Hey Corç versene borç” denince cevabı hemen yapıştırabiliyorsan,
Macarena dansını yapabiliyorsan,
Telefonların jetonla çalıştığı günleri hatırlıyorsan,
İstop diye bağırıp renk yakalamaya çalıştığınız oyunun sihirli kelimesinin aslında “stop” olduğunu çok geç anladıysan,
Saçları renkli ve uzun patlak gözleri olan çirkin trollere para verdiysen,
Capri Sun reklamı ve melodisini hatırlıyorsan,
Mc Donalds’a gitmek için ailenize yalvardıysan,
Olacak O Kadar, Yasemin’in Penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç vb. gibi programları izlediysen,
Lambada’nın müziği şu anda kafanın içinde canlanabiliyorsa,
Gençlik hayalin Beverly Hills’teki havuzlu arabalarsa,
Uhuyla oynamanın zevkini tattıysan,
Ve…
Bunların hepsini okurken bazen gülüp bazen duygulandıysan…
Sen de bizdensin ve “üzgünüm ama” yaşlanıyorsun :)

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us

Mısır piramitleri Türkiye’den kaçırılmış

Sene 1996. Bir televizyon programında şaka maksatlı olarak sokakta yürüyen insanlarımıza mikrofon uzatılıyor ve “Mısır piramitlerinin Türkiye’den kaçırıldığı ortaya çıkmış, bu tür tarihi eser kaçakçılıkları hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye bir soru soruluyor. Cevap olarak ise bir Allah’ın kulu çıkıp “De get lan!” demiyor ya da yayıncılar bu tür mantıklı cevapları makaslıyor. Görüntülerdeki herkes söyleneni sorgulamadan ve tartmadan kabul ederek ezbere yorumlar yapmaya başlıyor. Hani derler ya “Gülüyoruz ağlanacak halimize…” diye. İşte tam o noktada izleyeceğiniz insanlar. İnanılacak gibi değil. Elbette bu soruya gülen insanlar, bu cevapları verenlerden kat kat fazladır ama yayıncılar onları kesmiştir. O kısım da yayıncının dürüstlüğünü gösteriyor…

Get the Flash Player to see this player.

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us

Spor tarihinin unutulmaz lafları


- Neden bu kadar şişmansın?
- Çünkü karınla her yattığımda bana bir bisküvi veriyor.
(Avustralyalı kriketçi Eddo Brandes’in rakibine cevabı)
- Bok gibi bir oyuncuydun ve bok gibi bir menejersin. Seninle alakam olmasının tek sebebi, bir şekilde ülkemin milli takımının başına geçmiş olman. İrandalı bile değilsin. Seni İngiliz piçi.
(Roy Keane’in teknik direktörüne söylediği ve 2002 Dünya Kupası kadrosundan çıkarılmasına sebep olan sözler)
- Sahada basmadık yer bırakmıyor. Bunun sebebi ise top kontolünün çok boktan olması.
(Menejeri, Carlton Palmer’in yeteneklerini yorumluyor)
- Ben yeni Kournikova değilim. Maç da kazanmak istiyorum.
(Maria Sharapova)

- Eğer David Seaman’ın babası prezervatif kullanmış olsaydı, şimdi hala Dünya Kupası’nda olabilirdik.
(Nick Hancock’un İngiltere-Brezilya maç yorumu)
- İlk yüzdeki kadın tenisçilerin yüzde 80′i eşit ödemeyi hak etmeyen şişko domuzlar.
(1996 Wimbledon şampiyonu Richard Krajicek’in neden “eşit ödeme” olmaması gerektiği yönündeki açıklaması)
Bu lafına gelen tepkilerden sonra ise söylemini düzeltiyor:
- Özür dilerim, aslında demek istediğim sadece yüzde 75′inin şişko domuz olduğuydu.
- Sol ayağı ile topa vuramıyor, kafa şutu atamıyor, top kapamıyor ve çok fazla gol atmıyor. Bunun dışında iyi bir oyuncu.
(George Best’in gözünden David Beckham)
- Bunun topa kafa vurmak ile ilgisi yok, futbolcular zaten yeterince aptal.
(Bir Premier Lig sözcüsünün topa kafa vurmanın beyin hücrelerine zarar verdiği yönündeki haberle ilgili yorumu)

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us