Güzel günler göreceğiz çocuklar!


Korkuyorum…
Çocuklarıma kardeşlik içinde yaşadığımız günleri, kimsenin birbirini kırmadan özgür olabildiği, özgürce düşünüp özgürce inanabildiği, inanmayabildiği, inanmakta kararsız kalabildiği hoşgörülü zamanları güzel bir anıymış gibi anlatmaktan korkuyorum…
Kendi çocukluğumu hatırlıyorum bazen. Lojmanımıza giden yol kenarındaki zeytin ağaçlarını hatırlıyorum, hani dallarından kopardığım zeytinleri anneme götürdüğüm, bi mevsim sonra soframızda gördüğüm zeytinler… Bahçede oyunlar oynardık gece yarılarına kadar, kimse endişe etmezdi başımıza bir iş gelecek diye, çünkü bilirdi annem başkasının evladını kendi evladı saymayı, çünkü bilirdi düşsem, bir yerim kanasa bir bina dolusu annem vardı. Apartmanca gidilen pikniklerden dönüşte deniz kokardık hepimiz, annelerimiz babalarımız vardı farklı siyasi görüşlerden, farklı inanç yoğunluklarından, bilmezdim hiçbirinin kırgın olduklarını. Başörtülü teyzeler vardı, yemek arkası evimize gelip fal bakan, fallarda hep güzel günleri söyleyen. Aynıydık biz hepimiz, bir kolyenin farklı irilikte, farklı renklerde boncuklarıydık, ama aynı ipteydik…
Ne oldu bize? Kim ayırdı bizi? Ne uğruna?
Ben yine deniz kokmak istiyorum…

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us

Türkçe konuş!

Türkçe senin ana dilin! İlk öğrendiğin dil!
Daha iyi ifade edemezsin kendini yabancı sözcüklerle!
Boşuna inkar etme, en iyi Türkçe’yi biliyorsun!
Başka bir dile özenmek yerine; sahip çık kendi diline!
Yerini tutar mı okuduğun güzel şiirlerin,
Annenin sana söylediği ninnilerin,
İlk aşkından duyduğun “seni seviyorum”un?
“Enternasyonal” demeyiver bu seferlik, “uluslararası”nı dene!
Kendin için dene!
Faydası olacak sana ve senden sonrakilere! İnan buna! Kalpten inan!
Yüzyıllar boyunca konuşulagelmiş, çok ayrıntılı ve kusursuz bir dilbilgisine sahip olan bu dile saygı duy!
Yabancılaşma kendine, kendi insanlarına…
Konuşamadığında kendi halkınla, farkedeceksin içler acısı durumunu!
Öyle bir dil yaratmışsın ki kendine İngilizce – Fransızca – Arapça…
Ne sen anlarsın kendi insanını, ne o anlar seni…
Ve kimse kimseyi anlamadığında, millet de kalmaz ortada, vatan da…
Bu hayatının sonudur, kabul etmek istemesen de…
Son bir şansımız daha var Türkçemiz için, insanlarımız için, Türkiye için
Baştan “hoşçakal” diyerek başlayalım “bye bye” yerine…

Beğendiniz mi? Paylaşın...
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us